Çünkü mutluluk, insanın her istediğini elde etmesinde değil; neyin gerçekten değerli olduğunu keşfetmesindedir.

Gençlik, hayatın en heyecanlı ve en üretken dönemidir. Bu çağda kalpler daha hızlı çarpar, hayaller daha yükseğe uzanır, insan geleceğe daha büyük umutlarla bakar. Bu yüzden mutluluk da çoğu zaman gençlikte aranır.

Ancak ilginç bir gerçek var: Tarihte hiçbir nesil bugünkü gençler kadar imkâna sahip olmadığı hâlde, yine hiçbir nesilde mutsuzluk, yalnızlık ve amaçsızlık duygusu bu kadar yaygın olmamıştı.

Neden?

Çünkü mutluluk ile haz çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.

Bugünün dünyası gençlere sürekli aynı mesajı veriyor:

"Daha çok eğlen."
"Daha çok tüket."
"Daha çok kazan."
"Daha çok görünür ol."

Oysa insan ruhu yalnızca eğlenceyle doymaz.

Sosyal medyada geçirilen saatler, bitmek bilmeyen içerikler, sürekli yenilenen tüketim arzuları kısa süreli bir tatmin sağlayabilir. Fakat bunlar kalıcı mutluluğun adresi değildir.

Bu yüzden birçok genç, günün sonunda aynı soruyla baş başa kalıyor:

"Neden hâlâ mutlu değilim?"

Çünkü mutluluk, insanın her istediğini elde etmesinde değil; neyin gerçekten değerli olduğunu keşfetmesindedir.

Ne yazık ki son yıllarda yaşanan birçok aile dramı, bağımlılık vakası ve şiddet olayı, gençliğin doğru değerlerle beslenmediğinde nasıl savrulabildiğini gösteriyor. Maddi imkânların artması, manevi boşluğu tek başına doldurmaya yetmiyor.

İşte Bediüzzaman Said Nursî'nin dikkat çektiği nokta da budur. Ona göre insanı yanlış davranışlardan uzak tutan ve toplumsal hayatı koruyan en önemli güçlerden biri, hesap verme bilincidir.

Şöyle der:

"İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler ve delikanlılar, şiddetli hissiyatlarını ve taşkın arzularını tecavüzden, zulümden ve tahribattan alıkoyan yalnız Cehennem fikridir."

Bu ifadeyi yalnızca korku eksenli okumak eksik olur. Buradaki temel vurgu, insanın yaptığı her davranıştan sorumlu olduğu bilincidir. Ahiret inancı ve hesap verme düşüncesi, insanın iç dünyasında güçlü bir denetim mekanizması oluşturur.

Çünkü polis sokakta denetler.

Mahkeme suç işlendikten sonra devreye girer.

Fakat vicdan, insanı daha kötülüğe yönelmeden durdurabilir.

İnsan, yaptıklarının yalnızca bugünle sınırlı olmadığını düşündüğünde davranışlarına farklı gözle bakar. Hak yemeden önce durur. Zulmetmeden önce düşünür. Kimsenin görmediği yerde bile kendisini sorgular.

İlk bakışta bunun mutlulukla ilgisi yokmuş gibi görünebilir. Oysa tam tersine, gerçek mutluluğun temel taşlarından biri budur.

Çünkü sınırsız arzular huzur üretmez.

Kontrolsüz istekler insanı tatmine değil, daha büyük boşluklara sürükler.

Daha fazlasını isteyen insan, çoğu zaman elindekinin kıymetini göremez.

Bu yüzden gerçek mutluluk, insanın kendi iç dünyasında denge kurabilmesidir.

Nefsini yönetebilen bir genç, öfkesini de yönetebilir.

Arzularını kontrol edebilen bir genç, bağımlılıkların esiri olmaz.

Vicdanını dinleyen bir genç, insan ilişkilerinde daha sağlam bağlar kurar.

Hayatına anlam katabilen bir genç ise zorluklar karşısında daha güçlü durabilir.

Mutluluk sadece yüzün gülmesi değildir.

Mutluluk, insanın kendisiyle barışık olmasıdır.

Mutluluk, yaptığı işte bir anlam bulabilmesidir.

Mutluluk, yalnız kaldığında bile iç huzurunu kaybetmemesidir.

Bugün gençlere bırakabileceğimiz en değerli miras daha fazla konfor değil, daha güçlü bir karakterdir. Daha fazla tüketim değil, daha sağlam değerlerdir. Daha fazla özgürlük vaadi değil, özgürlüğün gerçek anlamını öğretebilmektir.

Çünkü gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir.

Gerçek özgürlük, nefsinin her istediğini yapmak zorunda kalmamaktır.

Mutluluğun formülü de tam burada gizlidir.

İnsan, arzularının peşinde sürüklendiği ölçüde değil; onlara yön verebildiği ölçüde huzur bulur.

Ve belki de gençliğin kazanacağı en büyük zafer, dünyayı fethetmek değil; kendi nefsini fethedebilmektir. Çünkü kendini yönetebilen bir genç, sadece başarılı değil, aynı zamanda gerçekten mutlu bir insan olma yolunda da en büyük adımı atmış demektir.

"İnsan, arzularına hükmettiği ölçüde özgür; kendini yönetebildiği ölçüde mutludur."

Sonraki yazımda gençliğin zaferinden aile saadetine uzanan bu yolculuğa çıkacağız. “Aileyi Cennete Çeviren Reçete” başlığı altında, aile mutluluğunun sırlarını paylaşacağım.

Sevgiyle ve muhabbetle kalınız.