Analiz

Zindanda Diriliş Mümkün: Bediüzzaman’dan Müjde

Hapis, sadece bir ceza mı? Yoksa tövbe ile yeniden doğuşun mekânı olabilir mi? Bediüzzaman’ın perspektifiyle, zindanı bir dershaneye çeviren hakikatler.

Abone Ol

Önceki yazımda önce affın kapısında bekleyenlerin duasına kulak verdik. İlahi rahmetin, samimi bir tövbeyle nasıl tecelli ettiğini Hazreti Musa’nın kıssasında gördük. Bugün ise o kapının ardına geçiyoruz.

Cezaevleri sadece cezalandırma değil, aynı zamanda yeniden inşa etme mekânı olabilir mi? Bediüzzaman Said Nursî’ye göre hapis, doğru değerlendirildiğinde bir terbiyehane, bir dershane, hatta bir çilehane-i uzlet hükmüne geçebilir.

Zindan, insanı ya öfkeye hapseder ya da sabırla olgunlaştırır. Bugün bu sorunun peşindeyiz: Hapis, bir son mu? Yoksa tövbe ile yeniden doğuşun başlangıcı mı?

Bediüzzaman’a göre hapis, doğru değerlendirilirse bir terbiyehane olur.

Gençlik damarı çoğu zaman akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, akıbeti görmez. Bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder. Bir dakika intikam lezzetiyle katleder, seksen bin saat hapis elemini çeker. Bir saatlik sefahat keyfiyle bir namus meselesinde binler gün hapis ve endişe ile ömrünün saadetini mahveder.

Sekülerizm, gençlik hevesatını kullanarak bu asrı fırtınalarıyla sarsıyor. Kör hissiyatla hareket eden gençlere fuhşiyatı teşvik ediyor. Bu tehlikeye karşı İslam’ın keskin kılıçlarıyla mukabele etmek elzemdir. Aksi halde genç, hem dünya istikbalini hem ahiret saadetini mahveder.

Hapis Bir İmtihan ve Fırsat

· Bir genç, hapiste her gününden sadece bir saatini beş vakit namaza ayırsa, hapis hem günahlardan alıkoyar hem de tövbe vesilesi olur.
· Zulmen mahkûm olan için hapis, bir çilehane-i uzlet hükmüne geçer. Eski zamanda mağaralara çekilen münzevi salihler gibi olur.
· Fakir, ihtiyar ve hasta mahpuslar için hapis; tövbe ve farz namaz şartıyla bir istirahathane, muhabbethane, dershane olur.

Hakiki Saadet

· Ölüm ölmüyor, ecel gizlidir. Kabir kapanmıyor, kafile kafile insanlar oraya giriyor.
· İmanla ölüm, idam-ı ebedî değil; terhis tezkeresidir.
· Hakiki zevk ve elemsiz lezzet yalnız imandadır. Dünyevî lezzetler ise tokatlarla acılaşır.

Mahpuslara Çağrı

Ey hapis musibetine düşen biçareler! Madem dünyanız ağlıyor, çalışınız ki ahiretiniz ağlamasın. Hapis müddetini iman ve ibadetle değerlendirin. Nasıl ki ağır şartlarda bir saat nöbet bir sene ibadet hükmüne geçer; öyle de sizin her bir saat ibadetiniz çok saatler değerinde olur. Zahmetleriniz rahmetlere dönüşür.

Asıl soru şudur: İnsan hapisten ne olarak çıkacak?

Öfkeli bir intikamcı mı?
Yoksa tövbekâr, olgunlaşmış, topluma faydalı bir insan mı?

Gerçek Af Nerede Başlar?

Kanunların affı elbette önemlidir. Fakat ondan önce gelen daha büyük bir af vardır: İlahi af.

Allah kulunu günahıyla değil, tövbesiyle değerlendirir.
Hazreti Musa kıssası bize şunu öğretir: Bir insanın samimi tövbesi, bir topluma rahmet kapısı açabilir.

Evet, biçare mahpuslar soruyor:

“Af olacak mı?” Eğer kastedilen Allah’ın affı ise, cevap kesindir: Evet. Kapı sonuna kadar açıktır. Yeter ki insan, günahında ısrarcı değil, tövbesinde samimi olsun. Çünkü Allah, günah işlerken gizleyen, tövbe edince de ifşa etmeyendir.

Ve bazen bir damla tövbe, bir ülkeye yağmur olur. “Tövbe af getirir, iman diriltir!”

Bu vesileyle af kapılarının ardına kadar açık olduğu, rahmetin ve kurtuluşun gecesi olan Beraat Kandili’nde Rabbim dualarımızı kabul, günahlarımızı mağfiret eylesin. Kandiliniz mübarek olsun.