Savto d-Mardutho / Kültürün Sedası
Büyük bir emeğin, uzun bir düşünce yolculuğunun ve derin bir dilsel çalışmanın neticesi olarak kaleme aldığım “Savto d-Mardutho / Kültürün Sedası” isimli Süryanice eserim, çok yakında basılarak okurla buluşacaktır.
Savto d-Mardutho (ܨܰܘܬܳܐ ܕܡܰܪܕܽܘܼܬܳܐ), çağdaş Süryani edebiyatı içerisinde yalnızca estetik bir metin üretimi değil; dil, kültür ve düşünce arasındaki çok katmanlı ilişkiyi yeniden kurma ve görünür kılma çabasıdır. Bu eserimde, klasik Süryanicenin (kthobonoyo / guşmo) ifade imkânlarını merkeze alarak, hem filolojik sürekliliği hem de düşünsel derinliği günümüz bağlamında yeniden inşa etmeyi amaçladım.
Eserin başlığında yer alan Savto ܨܘܬܐ kavramı Süryanicede çok katmanlı bir anlam dünyasına sahiptir. Bu kelime yalnızca bir “ses”i değil; aynı zamanda bir “çağrı”yı ve bu çağrının zaman ile mekân içinde bıraktığı “yankı”yı da ifade eder. Bu nedenle ܨܘܬܐ ܕܡܪܕܘܬܐ Savto d-Mardutho, sadece “kültürün sesi” değil; kültürün kendisini yeniden hatırlamaya davet eden bir çağrı ve bu çağrının insanın zihninde ve kolektif hafızada bıraktığı yankının bir ifadesidir. Bu yönüyle eser, entropinin olumsuz etkilerine karşı bilinçli bir kültürel müdahale niteliği taşır.
Kitaptaki tematik yapı, içsel derinlik ile dışsal sorumluluk arasında bir denge kurmayı hedefler. Bu bağlamda metinler, insanı yalnızca kendi iç dünyasına yönlendirmekle kalmaz; aynı zamanda onun dünyadaki varoluşunu etik ve kültürel bir perspektifle yeniden düşünmeye davet eder.
Eserin düşünsel omurgası iki temel kavram etrafında şekillenir: hakikat ve sevgi. Ancak bu kavramlar, soyut idealler olarak değil; birer yöntem ve yönelim olarak ele alınır. Hakikat, karşıtlık ve çatışma zemininde değil; hikmet ve tefekkürün sükûnetinde aranır. Sevgi ise yalnızca bir duygu değil; onarıcı ve kurucu bir ilke olarak konumlandırılır. Bu doğrultuda eser, disiplin anlayışını da yeniden tanımlar: yıkıcı değil inşa edici, dışlayıcı değil iyileştirici bir yaklaşım önerir.
Dilsel açıdan eser, klasik Süryanicenin yapısal ve semantik inceliklerini bilinçli bir şekilde kullanır. Sözcüklerin dizilişi, anlam katmanlarının kademeli olarak açılması ve retorik yoğunluk, metni yalnızca içerik bakımından değil; biçimsel olarak da güçlü kılar. Bu yönüyle Savto d-Mardutho, modern Süryani edebiyatı içerisinde dilin yeniden soluklanmasına yönelik önemli bir katkı sunar. Zira Mezopotamya’nın kadim hikmet geleneğinden beslenen Süryani kültürü, Hristiyanlıkla birlikte yeni bir anlam ufku kazanmış; teolojik, felsefi ve edebi üretimlerle derinleşmiştir. Bu kitapta kültür, durağan bir miras olarak değil; sürekli oluş hâlinde olan, yaşayan ve kendini yenileyen bir alan olarak ele alınır.
Sonuç olarak Savto d-Mardutho, çağdaş Süryani edebiyatında hem içerik hem de yöntem açısından bir katkı sunma iddiası taşır. Bu eserle amacım, dilin incelikleri aracılığıyla kültürel hafızayı yeniden üretmek ve okuru düşünsel, etik ve ruhsal bir sorgulamaya davet etmektir. Zira insan savunarak değil, sorgulayarak gelişir.
Bu kitap, yalnızca okunmak için değil; üzerinde düşünülmek, tekrar tekrar yorumlanmak ve her seferinde yeniden keşfedilmek için yazılmıştır.
Çünkü Savto burada yalnızca bir ses değildir: bir çağrıdır. Ve o çağrı, zamanın içinde yankılanarak insanın kendisine doğru geri döner.
Yusuf Beğtaş