Süryanicenin Edebi Diliyle: Ruhu Uyandırmak

İnsan; anlamda derinleşmeye, idrakte berraklaşmaya, merhamet ve şefkatle çoğalmaya, ekmekte paylaşmaya, kelamda hakikati dillendirmeye ve nihayetinde hakikatte kök salmaya muhtaçtır.

Abone Ol

Süryanicenin Edebi Diliyle: Ruhu Uyandırmak

Bedensel hastalıkları tedavi etmek için hekimler, ameliyat esnasında bedeni uyutur. Çünkü beden, susarak iyileşir.

Oysa insanın daha sağlıklı, daha anlamlı, daha verimli ve daha doyumlu bir hayata kavuşabilmesi için ihtiyaç duyduğu şey, ruhun ameliyatıdır. Ve ruhun ameliyatı, uyutularak değil; uyandırılarak gerçekleşir.

Zira insan, nesne olmayı seven eski, sahte, kirlenmiş ve edilgen benliğinden sıyrılmadıkça; özne olmayı seçen yeni, hakiki, arınmış ve etken benliğine ulaşamaz. Bu geçiş yaşanmadan, içsel bir devrimden söz etmek mümkün değildir.

İşte bu yüzden insan; bir anlam devrimine, bir idrak devrimine, bir merhamet ve şefkat devrimine, bir ekmek ve kelam devrimine, bir hakikat devrimine muhtaçtır. Kısacası, söylenen her şeyin derinlemesine kavranmasına ve özümsenmesine ihtiyaç vardır.

Bu uyanışlar ve bu devrimler insanın iç dünyasında filizlenmeden, ruhun gerçek ameliyatı gerçekleşmez.

Bu sebeple insan; anlamda derinleşmeye, idrakte berraklaşmaya, merhamet ve şefkatle çoğalmaya, ekmekte paylaşmaya, kelamda hakikati dillendirmeye ve nihayetinde hakikatte kök salmaya muhtaçtır.

Çünkü hakikat, yüzeyde değil; kavranıp özümsenen derinlikte tecelli eder.

Bu uyanışlar insanın iç dünyasında filizlenmeden, bu dönüşümler ruhun derinliklerinde kök bulmadan, gerçek bir “ruhsal ameliyat” gerçekleşmez.

Çünkü insan, kendini savunarak değil; kendini sorgulayarak gelişir.

Bunun için de insanın kendine dönmesi, kendini keşfetmesi ve kendini tanıması gerekir. Bu ise parayla ve maddiyatla satın alınmaz. Hayatı ve Süryani kültürünü iyi anlamakla; farkındalıkla, emekle, disiplinle, ahlakla, edeple, adapla ve sabırla yoğrulmuş büyük bir gayretle kazanılır.

Bedeli çok ağırdır. Işığın içine girerek, “görünmeyeni” görünenlerde görmeyi gerektirir. Bildiğini sanmaktan vazgeçip, bilmediğini bilmeyi gerektirir. Bilinmeyenleri öğrenmek için, bilinenleri iyi kavramayı gerektirir.

O kaynağa ulaşmak, çamurdan arınmayı gerektirir. Doğru olanı doğru bir ruhla yapmayı ve yaşamayı gerektirir.

“Bilgeliğin ve bilginin bütün hazineleri Mesih’te gizlidir” (Koloseliler 2:3) sözüne samimiyetle inanmayı gerektirir.

Sawto d-Mardutho ܨܰܘܬܳܐ ܕܡܰܪܕܽܘܼܬܳܐ / Kültürün Sedası” adlı son Süryanice eserim, tam da bu uyanışa hizmet etmektedir. Süryanicenin kadim ve derin kavram dünyasını, edebiyatın incelikli diliyle buluşturarak; hem dile bir katkı sunmayı hem de ruhun ameliyatına dair güçlü bir çağrı yapmayı amaçlamaktadır.

Yusuf Beğtaş

www.karyohliso.com