Mutluluğun Peşinde, Huzurun İzinde.

“İmkânlar çoğalırken huzur neden eksiliyor? Zengin ülkelerde bile depresyon ve yalnızlık neden büyüyor?”

Abone Ol

İnsanlık tarihi boyunca mutluluk, en çok aranan ama en zor bulunan hazinelerden biri olmuştur. Kimi onu şöhrette aradı, kimi servette, kimi de aşkın sıcaklığında… Fakat her nesil aynı soruyu yeniden sordu: “Mutluluk nedir?”

Bugün sokakta bir gence sorsanız, muhtemelen şu cevaplardan birini alırsınız:

İyi bir kariyer, bol para, güzel bir ev, mutlu bir evlilik, sağlıklı bir hayat…

Kimine göre: “Bir ben, bir sen, bir de bebek.” Kimisi ise daha samimi davranır: “Bir parça çikolata yemek bile mutlu ediyor insanı.”

Ama gerçekten öyle mi?

Eğer mutluluk bunlardan ibaretse, neden imkânları arttıkça insanların huzuru azalmaya devam ediyor? Neden en zengin ülkelerde bile depresyon ve yalnızlık her geçen gün büyüyen bir sorun hâline geliyor?

Çünkü çoğu zaman mutluluğu yanlış yerde arıyoruz.

Bizi mutlu eden şeylerin büyük kısmı geçici.

Yeni aldığımız bir eşya birkaç hafta sonra sıradanlaşıyor.

Büyük bir başarı kısa süre sonra eski heyecanını kaybediyor.

Yıllarca ulaşmaya çalıştığımız hedeflere ulaştığımızda bile içimizdeki boşluk tamamen dolmuyor.

Çünkü insan sadece bugünü yaşayan bir varlık değil.

İnsan sonsuzluğu arıyor.

Kalıcı olanı istiyor.

Kaybetmeyeceği bir mutluluk özlüyor. Çünkü “Lezzetin hakiki lezzet olması, zeval görmeyip devam etmesindedir diyor Said Nursi. Zira elemin zevali lezzet olduğu gibi, lezzetin zevali de elemdir, hatta zevalinin tasavvuru bile elemdir”

İşte tam bu noktada iman, özellikle de ahiret inancı farklı bir pencere açıyor.

Çünkü ahiret, mutluluğu birkaç on yıllık dünya hayatına sıkıştırmıyor.

Kaybettiklerimizin tamamen kaybolmadığını söylüyor.

Ayrılıkların ebedî olmadığını haber veriyor.

Adaletin eksik kaldığı yerde tamamlanacağını müjdeliyor.

Belki de modern insanın en büyük problemi budur:

Dünyanın taşıyamayacağı kadar büyük beklentileri dünyaya yüklemek…

Fani olanın üzerine baki mutluluk inşa edilmiyor.

Bugün biraz durup şu soruyu kendimize sormalıyız:

Mutluluğu gerçekten bulamadık mı, yoksa yanlış yerde mi arıyoruz?

Kur’an-ı Kerim’in şu ayeti aslında bütün bu arayışa cevap veriyor: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur.” (Ra’d Suresi, 28)

Ve unutmayalım: Mutluluk, sahip olduklarımızda değil; kalbimizi doyuran manada gizlidir.

“Mutluluk, varılacak bir menzil değil; yürünecek bir yolculuktur." Bu yolculuğa, bir sonraki yazımda ‘Mutluluğun formülü’ başlığı altında çocuklar üzerinden devam edeceğim. Ölüm gerçeği karşısında nasıl ayakta kalabildiklerini ve yaşamlarına nasıl umutla, mutlulukla devam edebildiklerini birlikte konuşacağız.”

“Umutla kalın, mutlu kalın.”