Güven ve Sevgi

Güven, çoğu zaman sevgiden daha derin, daha köklü ve daha kalıcı bir değerdir. Güven, yüksek sesle ilan edilmez; sessizce, fark edilmeden ve zamanın içinden süzülerek oluşur. Sevgi çoğu zaman duygulara dayanır. Duygular ise değişkendir; güçlenir, zayıflar, bazen yön değiştirir. Güven ise duygulara değil, karaktere dayanır.

Abone Ol

Güven ve Sevgi

Güven, çoğu zaman sevgiden daha derin, daha köklü ve daha kalıcı bir değerdir.

Sevgi sözcüklerle ifade edilebilir, vaat edilebilir; duyguların yoğunlaştığı anlarda kolaylıkla gösterilebilir. İnsanlar birbirlerine sevgilerini dile getirir, güzel cümleler kurar, anlık fedakârlıklarla bunu görünür kılarlar.

Fakat güven böyle değildir. Güven, yüksek sesle ilan edilmez; sessizce, fark edilmeden ve zamanın içinden süzülerek oluşur. Günler, aylar, hatta yıllar boyunca tutarlı kalabilmekle, dürüstlükten sapmamakla ve kimsenin görmediği anlarda bile aynı insan olabilmekle inşa edilir.

Sevgi çoğu zaman duygulara dayanır. Duygular ise değişkendir; güçlenir, zayıflar, bazen yön değiştirir. Güven ise duygulara değil, karaktere dayanır. Bir insan güven duyduğunda, karşısındakinin sözlerinden çok duruşuna inanır; söylenenlerden ziyade yapılanlara bakar. Çünkü güven, kişinin kim olduğuna dair oluşan derin bir kanaattir.

İnsan, güvendiği yerde huzur bulur. Kendini savunma ihtiyacı hissetmez. Sözlerin arkasında başka anlamlar aramaz, davranışların ardında gizli niyetler aramak zorunda kalmaz. Çünkü bilir ki karşısındaki kişi, şartlara göre değişen biri değildir. Zor zamanlar geldiğinde yüzünü çevirmez, çıkarına göre şekil almaz, rüzgâra göre yön değiştirmez. Zaten güvenin asıl sınavı da zor zamanlardır.

Her şey yolundayken sevgi göstermek kolaydır; ama şartlar ağırlaştığında, çıkarlar çatıştığında, sabır zorlandığında aynı kalabilmek, güvenin gerçek göstergesidir. Güven, rahat günlerin değil, fırtınalı günlerin içinde kendini belli eder. Bu yüzden güven, nadir bulunan ve son derece kıymetli bir insani bağdır. Birine güven duyulması, o kişinin sözlerine değil, karakterine duyulan inancın sonucudur. Ve bu inanç, kolay kolay oluşmaz; oluştuğunda da kolay kolay yıkılmaz. İşte bu nedenle güven kazanmak sıradan bir şey değildir. Bu, zamanla yoğrulmuş, davranışlarla kanıtlanmış ve karakterle mühürlenmiş bir değerin adıdır.

İnsan ve toplum üzerine derinlemesine düşünen, insanın iç dünyasının kapılarını aralamaya çalışan ünlü yazar Eileen Caddy (1917–2006), bu bağlamda bir yazısında şöyle der: “Dolap ağzına kadar dolup taştığında kapılar açılır ve içindekiler gürültüyle dışarı dökülür; hiçbir şey buna engel olamaz. Bent kapakları açıldığında su, muazzam bir güçle önüne ne gelirse kendine katarak ileri doğru akar. Aynı şekilde, içinde taşıdığın ruhsal gücün bir kez farkına varıp onu ortaya çıkardığında, artık hiçbir güç onun akışını engelleyemez. O akarken bütün olumsuzluk ve uyumsuzluğu bir kenara iter; yerine barış, sevgi, uyum ve anlayışı koyar. Sevgidir tüm dünyada galip gelecek olan; sevgidir tüm insanlığı birleştirecek olan. Bu yüzden, içinden gelen o muazzam sevgiyi ne kadar çabuk serbest bırakır ve akmasına izin verirsen, dünya barışına, uyuma ve insanlığın birliğine o kadar çabuk tanık olursun. Yüreğinde sevgiyi taşıdığında, diğer insanların en iyi yanlarını ortaya çıkarırsın; çünkü sevgi yalnızca en iyiyi görür ve böylece en iyiyi ortaya koyar. Korkma; yüreğini aç, içinde hiçbir şeyi saklama ve her şeyin özgürce akmasına izin ver.”

Yusuf Beğtaş

www.karyohliso.com